Bir başkadır aufhebung

Yeşilçam’ın mutlu sonları anlatıda hep bir eksiklik bırakıyordu. Melodramların kötü adamın bertaraf edilip iyiliğin bir aile içerisinde korunmasıyla karakterize formülü anlatıyı hep bir ailenin korunması formuyla kapatıyor, iyiler en baştan beri iyi, kötüler de en baştan beri kötü olarak kalıyordu. Arzu filmin formülü buydu. Her ne kadar bu formülden yakasını kurtarmamış olsa da Yeşilçam’daki bazı filmler bu formülü motamot uygulamıyor, anlatıda bir açıklık bırakıyordu. Örneğin Vesikalı Yarim’de her ne kadar aile korunup jönümüz evine dönse de, son kare Türkan Şoray’a ayrılmıştı. O bir kötü kadın değildi. Ya da Bir Yudum Sevgi ailenin korunmasıyla değil, her ne kadar kötü adamın bertaraf olmasıyla da olsa, sevenlerin kavuşmasıyla sonlanıyordu. Kriz geldi, erotik filmler yapıldı. Artık film yapılmamaya başlandı. Nihayetinde 90’ların ikinci yarısında Yeni Türk Sineması doğdu. Öyle ki bu filmler bütünüyle ailedeki, aidiydetlerimizdeki, toplumsal hayattaki krize odaklandı. Popüler filmler Yeşilçam’ın parodisi haline gelirken, sanat filmleri krize odaklandı. Sanat filmleri her zaman anlatıyı açık bırakıyor, krizin taraflarına eleştirel açıdan yaklaşıyor, ama kavradığı bu krizin ağırlığı karşısında yalnızca eleştirel olmakla yetiniyor, yeni bir öneri getirmiyordu. Aileye sığınılamazdı. Toplum desen berbattı. Yeni Türk Sineması’nın görevi bu ağır manzarayı belli bir mesafeden resmetmekti. Bu ağır manzara karşısında ezilen, tutunamayan karakterler üretmek. Bu ağır manzaraya, gücü yetmeyen bir çocuğun, edasıyla, gözüyle, masumiyetiyle bakmak. Sonu açık bırakarak, önerisiz bir umut bırakmak.

Gelgelelim yakınlarda Berkun Oya, Bir Başkadır’ı yayınladı. Walter Benjamin geçmişteki bir dönemin bir monad olarak kavranıp, bugünü kurtarabileceğini söylüyordu.  Benjamin’in felsefesi Janus gibi iki yüzlü bir tek baştı. Biri geleceğe, biri geçmişe dönük. Bana göre Bir Başkadır da geçmişi bir monad olarak kavrayıp bugüne uyarlıyor. Aynı zamanda iki yüzlü ve tek başlı. Yüzünün biri Yeşilçam filmlerinin biçimselliğine ve mutlu sonuna dayanıyor. Öteki yüzü ise Yeni Türk Sineması’nın eleştirel içeriğine dayanıyor. Geçmişin acılarını eleştirel bir mesafeden kavrayıp, nasıl yapmalıya ilişkin bir cevap arıyor. Yaşadığımız bu aidiyet krizini kapsıyor ve onu uzlaştırarak aşıyor. Aufhebung. Masum daha ziyade Yeni Türk Sineması’nın bir izdüşümüydü. Ama Bir Başkadır, adı gibi bambaşka. Krizi görmezden gelmeyen fakat bir önerisi olan dizi.  Üstelik bu öneri ailenin korunmasına da dayanmıyor. Aidiyetlerin çoğulluğuna dayanıyor. Rölativist bir çoğulluk değil ama bu. Olumsal eleştirel bir çoğulluk.  Yüzünü geleceğe dönen kahinsel bir eleştirellik. Olumluyu öne çıkaran umut. Bu dizi, miadını doldurmuş Yeni Türk Sineması’nın ve Yeşilçam parodilerinin önüne yeni bir ufuk koyuyor. Bir dönem kapanıp, bir dönem açılacağa benzer. Belki de abartıyorum ama bana öyle geliyor.

Leave a comment

Filed under Uncategorized

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s